Son yıllarda ihtiyaçları karşılamanın, hatta düşleri gerçekleştirmenin çok ötesine geçerek başlı başına bir amaç haline gelen tüketim çılgınlığının toplumsal sorun haline geldiği belirtiliyor.
Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı (TEMA), sınırsız tüketimin toplumsal bir sorun olduğuna ve bu sorunun çözümünün yaşamı sürdürecek kadar tüketip bundan mutlu olabilecek bir toplum düzeni oluşturmaktan geçtiğine dikkat çekti.
TEMA Kayseri İl Temsilcisi Dr. İsmail Gökşen, sınırsız tüketim çabasının ağır bir bedeli olduğunu ve günümüzde bu bedelin de tüketimin kendisi kadar hızlı büyüdüğünü dile getirdi. Sadece tüketim peşinde koşmanın hem tüketici toplumlardaki yaşamın kalitesini azaltacağına hem gelecek nesillerin temel ihtiyaçlarını karşılama olanaklarının bile ellerinden alınmasına neden olacağına dikkat çeken Gökşen, tüketim harcamalarının büyük bölümünün konfor yada hayatta kalabilmek için gerekliliği tartışılan ama yaşamı daha keyifli kılan ürünlere yapıldığını vurguladı.
6,4 milyar insanın yaşadığı ve giderek azalan doğal varlıkları kullanarak yıllık 5,5 trilyon dolarlık ekonomik üretimin yapıldığı bir dünyada yaşandığını kaydeden Gökşen, "Üstelik sürekli artan tüketimin neden olduğu kirlilik ve doğal varlıklardaki bozulmaların etkisi sadece mahvolmuş ekosistemlerde değil, özellikle en yoksul kesimdeki hastalıklarda ve sefalette de kendisini gösteriyor." dedi.
Doğal varlıkların birçoğunun sürdürülebilir düzeylerinin çok üzerinde sömürüldüğünü belirten Gökşen, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı(FAO)'nın, artan toprak bozulması sonucunda bitkisel üretimde verimliliğinin düştüğünü ve bu durumun, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan 1,5 milyar insanın gıda güvenliğini tehdit edebileceğini açıkladığını hatırlattı.
Gökşen, "Dünyadaki yoksul kesimin temel gereksinimlerinin karşılanmasının çok masraflı olacağına ilişkin savlar öne sürülüyor. Oysa eldeki veriler gösteriyor ki yoksulların yeterli gıda, temiz su ve temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için gereken para, insanların bir yıl içinde makyaj malzemelerine, dondurmaya ve hayvan mamasına harcadığından daha az. Dünya giderek ısınıyor. İnsanların atmosferde ve iklimde neden olduğu değişiklikler hiç kuşkusuz uzun ömürlü olacak. Fakat küresel ısınmanın etkileri değiştirilemeyecek ya da başa çıkılamayacak kadar şiddetli hale gelmeden önce kesin adımlar atabileceğimiz bir dönemde yaşama ayrıcalığına sahibiz. Karşımızdaki güçlüğü ele alış biçimimiz, çok uzun bir dönemi kapsayan bir tarihin yazılmasına yardımcı olacak." diye konuştu.