Kayseri'de Küçük Millet Meclisi'ne konuşmacı olarak katılan Aktaş, Anayasanın değişmesi gerektiğini herkesin söylediğini ama değişiklik için kimsenin yanaşmadığını ifade etti. Aktaş, Türkiye'nin çok ilkel bir anayasayla yönetildiği için bir türlü bu kısır döngünün aşılamadığını söyledi.
Aktaş, "Anayasanın değişmesi gerektiğini herkes kabul ettiği halde, sırf siyasal hırs nedeniyle partiler bir araya gelip de bunu çözümleyemiyorlar, bunun sonucu olarak ülkeyi tuhaf bir kaosa sürüklüyorlar." diye konuştu.
Türkiye'nin çok büyük çaplı bir orduya ihtiyacı olmadığını ve zorunlu askerliğin kaldırılması gerektiğini savunan Aktaş, askerliğin kamu görevi olarak devam etmesi ve isteyenin gitmesi gerektiğini ileri sürdü. Türkiye'nin barışçıl bir ülke olduğunu, çevresinde de böyle bilindiğini hatırlatan Aktaş, "Bundan dolayı da bu kadar büyük orduya sahip olmasına gerek yok. Ne olursa olsun komşularıyla o kadar çok büyük bir ordu besleyecek problemleri yok. Çok zengin bir ülke de değil, orduya ayıracağı parayı daha farklı işler için veya Güneydoğu'nun yapılanması için harcasaydı daha barışçıl olurdu. Herkesin tabiatı askerlik yapmaya uygun değildir. Öyle insanlar vardır ki askerlik yapamaz. Onun yeteneği daha farklı alanlara yöneliktir. Bu tür insanların zorla askere götürülmesi yazık günahtır. Ressam, şair, sanatçı tabiatlı insanların askere gönderilmesi çok doğru değil. Onlar kamuda başka alanlarda görevlendirilebilir." dedi.
Darbecilik, cuntacılık gibi hastalıkların Türkiye'ye çok zarar verdiğini belirten Aktaş, bu nedenle büyük bir geleneği, geçmişi olan, uygarlıklar mozayiği olma gibi bir özelliği olan Türkiye'nin zarar ettiğini ve hak ettiği yere gelemediğini vurguladı. Şu haliyle bile ülkenin ayakta kalmasının bir mucize olduğunu düşündüğünü kaydeden Aktaş, ne olursa olsun askerin Mili Savunma Bakanlığı'nın emri altında savunmakla görevli bir birim olması gerektiğine değindi. "Asker tanrısal bir yetki kendisine nerden buluyor bu şekilde olmamalı ve halk sürekli bu şekilde korkutulmamalı" diyen Aktaş, ordunun her an teyakkuzda olacağı, tehlikeler varmış gibi sancılı bir tutumla toplumun hastalıklı bir yapıya dönüştürüldüğünü ifade etti.
Cihan Aktaş, darbecilik ve askeri vesayet geleneğinden kurtulup o çocukluk cağından çıkıp, artık olgun insanlar olma noktasına kavuşulması gerektiğine değindi. Aktaş, yargı konusunda da yargı reformunun şart olduğunu dile getirdi. Hakimlerin bağımsız olması gerektiğinin altını çizen Aktaş, şöyle devam etti:
"Osmanlı dönemindeki gibi jüri tarzında bilir kişi, akil adamlardan ombudsmanlık tarzı halkında katılabileceği daha hakça kararlar verebilecek mahkemeler oluşturulmalıdır. Yargı hakimi tek başına bütün Türk milleti adına karar verici makamda olmasının tartışılması gerekiyor. Yargının ne kadar bağımsız olacağı bu bağımsızlığı ne ölçüde gerçekleştirebileceği konusu da hepimize şüpheli geliyor. Bunun nasıl sağlanabileceği önemli."