Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye'de yıllarca üstü örtülen ve görmezlikten gelinen konuların üzerine giden ve ortaya çıkararak görevlerini yapan kişilerin görevlerini yaptıkları için suçlanmaya başlandığını söyledi.
Partisinin İl Danışma Meclisi Toplantısı'na katılmak üzere Kayseri'ye gelen Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, İl Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu'nda yaptığı konuşmada gündemdeki konulara değindi.
Bakan Ergün, Türkiye'de demokrasiyi hazmedemeyen kişilerin yıllarca boş durmadığını ve bunların şimdilerde ortaya çıktığını söyledi. 2003'ten beri düzenlenen planların bir kısmının ortaya çıktığını, bir kısmının yakalandığını, bir kısmının ihbar edildiğini ve bir kısmının da sonradan deşifre edildiğini kaydeden Bakan Ergün, bunların artık yargı konusu olduğunu dile getirdi. Artık yargının gerekeni yapacağını ifade eden Bakan Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi diyorlar ki bu işin nereye gideceği belli değil. Nereye gideceği belli. Mahkemeler savcıların iddialarını ve şüphelilerin savunmalarını alacak, daha sonra yargılayacak ve karar verecek. Suçlu suçsuz. Suçluysa ne kadar ceza gerektiriyorsa o cezayı verecek. Mesele bu kadar. Hiç gürültü koparmaya gerek yok. Bize 2008 yılı 14 Mart'ta kapatma davası açıldı, muhalefet partileri 'Gürültü patırtı yapmayın kardeşim. Savunmanızı hazırlayın bekleyin. Yargıya güvenin. Sağda solda gürültü patırtı yapmayın' dediler. Biz de onların dediğini yaptık. Savunmamızı yaptık. Bunlar yaşandığı zaman bize bu nasihati verenler şimdi kendileri tutmaları lazım. Hiç gürültü patırtı çıkarmaya gerek yok. Herkes savunmasını yapsın. Adalete güvensin. Büyük ve önemli iddialar var. Bu iddiaların bir kısmı eksik veya yanlış bunları ben bilmiyorum. Kimse de bilmiyor. İddiayı yapanın elinde deliller varsa ötekinin elinde de bu iddiaları çürütecek deliller varsa bunlar mahkemede belli olacaktır. Ama peki güvenlik güçlerini savcıları hakimleri bundan dolayı suçlamaya lüzum var mı? Hayır yok. Bunu yapamazsınız, buna hakkınız yok. Bir suikast planı mı ihbar edilmiş savcının elinde böyle bir ihbar var. Savcı ne yapsın bunu. Görmezden mi gelsin. polise bir silah deposu, bir bomba ihbarı yapılmış, polis bunu duymazdan mı gelsin? Görevini yapan insanlar görevlerini yaptıkları için suçlanmaya başladılar. Görevini doğru yapan insanlar görevlerini doğru yaptıkları için suçlanır oldu."
Eskiden bu olayların görülmemiş, duyulmamış, üstü örtülmüş olabileceğini belirten Bakan Ergün, ama şimdi bunların görülüyor, duyuluyor, üstü örtülmüyor, yargıya götürülüyorsa bunun yanlış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. "Peki bir suikast gerçekleştirilmiş olsaydı da biz suikastı yapanları mı arıyor olsaydık memlekette. Suikast planlarını suikastı yapılmadan önce önlemenin neresi yanlış? İstanbul'da bir müzede gemiye konulmuş bombalar bulundu. Bir plan olduğu da tespit edildi. Şimdi bunları yargılıyorlar. Peki bu gemi bombalansaydı 200-300 çocuk havaya uçurulsaydı da Türkiye'de bir kaos meydana getirilseydi sonra biz bu bombaları koyanları mı aramaya gitseydik? Doğrusu bu mu? Bir sürü insana suikast planları tertip edilmiş. İşin doğrusu yapılmaktadır. İnsanlar görevini yapmaktadır. Görevini yapanları kimsenin suçlamaya, itham etmeye hakkı yoktur. Mahkemeler var. Gereken yargılamayı yapacaktır." diyen Ergün, çifte standart uygulandığını savundu.
"CUMHURBAŞKANI İÇİN SES ÇIKARMAYANLAR SAVCI İÇİN AYAKLANDI"
Demokrasi ve hukuk zafiyeti olduğuna dikkat çeken Ergün, siyasetçide olan hukuk ve demokrasi zafiyetinden söz ettiğini hatırlattı. Böyle bir zafiyetin siyasetçide olamayacağına değinen Ergün sözlerini şu şekilde tamamladı; "Ama bizim siyasetçimiz maalesef bu görüntüyü vermektedir ve bu durum Türk siyaseti adına önemli bir kayıptır. Zafiyettir. Çifte standart yapmayacaksın. Birisi yargılansın ötekine dokunulmasın, böyle bir şey olmaz. Cumhurbaşkanının mutlak dokunulmazlığı var. Vatana ihanet dışında hiçbir meseleden dolayı yargılanamaz. Ama bir savcı fellik fellik dolaşıyor. Nasıl olur da cumhurbaşkanını mahkemeye çıkartırım diye. Buna uygun hakim de bulunabiliyor. Buna kimsenin sesi çıkmıyor. Ne ana muhalefet partisinden ne yüksek yargının başındaki kişilerden çıt yok, gıkı çıkmıyor. Ama bir başkası bir başka soruşturmayı yaparken bir anda ortalık alevleniyor. Bu çifte standarttır. Böyle bir şey olmaz. Çifte standardı hukuk taşıyamaz. Hukuk devleti kuralları var. Bu kurallar uygulanacak. Alışkanlıklar değil gelenekler değil. Alışkanlıklarla yapılanlar hukuk değildir. Töredir. Töreye uygun olabilir ama hukuka uygun olamaz. Adaleti töreye kurban edemeyiz. Hukuk olacak. Töre olmayacak. Alışkanlıklar bundan evvel yaptığımız gibi yaparız olamaz. Hukuka uygun olsun ki insanların adalet duygusu güçlensin."