Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, demokratik açılım sürecini desteklemeyeceklerini yineleyerek "Bizimle yıkım projesini görüşmek konusunda ısrarcı olanlara, dün ne düşünüyor ve nasıl yaklaşıyorsak, bugün de aynı duruşumuzu sürdürüyor ve bunun sonuna kadar devam ettireceğimizi bildiriyorum." dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin 40. kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde, Kayseri Kadir Has Kongre Salonu'nda düzenlenen 'Çözülen ülke Türkiye ve tavrımız' konulu konferansa katıldı. Bahçeli, burada yaptığı konuşmada, dört aşamalı bir bölücülük projesi olarak adlandırdığı demokratik açılım sürecini sert şekilde eleştirdi.
Açılımın birinci aşamasında toplumsal ikna çalışması yürütülerek kitlesel destek oluşturulmaya çalışıldığını söyleyen Bahçeli, ikinci aşamada lobiler devreye sokularak kamusal destek ve olgunlaştırma politikası yürütüldüğünü ifade etti. Üçüncü aşamada yoğun bir propaganda çalışmasının devreye sokulacağını dile getiren MHP Genel Başkanı, dördüncü aşamanın da bölücü unsurların haklarının tamamlanmasından oluştuğunu vurguladı.
Partisinin demokratik açılım sürecindeki tavırlarıyla hükümete geri adım attırmayı başardığını kaydeden Bahçeli partisinin milli meselelerdeki duruşu, görüşü ve mücadelesinin millet tarafından bilindiğine dikkati çekerek, "Partimiz, Türk Milleti kimliğinde vücut bulmuş milletimizi bir ve bütün olarak korumaya yemin etmiş siyasi anlayışın temsilcisidir. Bizim özellikle son aylarda etkin ve yüksek sesle yaptığımız çıkışların ve gösterdiğimiz tepkilerin nedeni de bu dört aşamalı kampanyanın ilk aşamalarında durdurulmasına yönelik hassasiyetimizde aranmalıdır. Partimizin zamanında müdahalesi ile hükümetin yıkım projesinin psikolojik ayağı başlamak üzereyken durdurulmuş, muhataplarında öfke, kaygı ve gevşemeye neden olmuştur." dedi.
Tepkiler nedeniyle açılım projesinin gevşediğini öne süren Bahçeli, "Başbakan, içini boşaltarak tekerleme haline getirdiği 'tek vatan, tek bayrak, tek devlet ve tek millet' sloganına yeniden sığınmak durumunda kalmıştır. Şimdilik bedel ödemeye hazır olmadığı ortaya çıkmış, uygun zamanı kollamak üzere yerinde sayarak 'fikir, siyasi ve ahlaki patinaj' yapmaya başlamıştır. Şimdi, yıkım sürecinde birbirini kollayan Başbakan ile İmralı canisinin ayrı ayrı açıklayacağı bölünme paketlerinin açılması beklenmektedir. Türkiye'nin kutlu vatanın coğrafi sembollerini birer birer saymış ama açılımı bir türlü açamamıştır. Bölücülükle müzakeler sürerken, karanlık güçlere karşı nasıl dik durduklarını anlatmış ama açılım yine kapalı kalmıştır. Ermeni dayatmaları imza aşamasındayken, dış politikadaki zaferlerinden bahsetmiş ama açılıma gelince aniden unutmuştur. Ayırarak, bölerek, kaşıyarak kimileri tahrik ederken, 'barış ve özgürlüğün üzümünü yemek' istediğinden bahsetmiş, ne var ki açılımdan ısrarla kaçınmıştır. İki saat lafı dolandırmış, etrafında dolaşmış, gevelemiş, sıkıntılanmış ama açılımın adını koymaya, içini açmaya bu kez de cesaret edememiştir. Anlaşıldığı kadarıyla İmralı canisinin yazıp cezaevi yetkililerine teslim ettiğini söylediği alternatif yıkım haritası üzerindeki incelemelerini henüz bitirememiştir. İkinci veya başka dillerin eğitime sokulduğu bir süreçte, bu dille birlikte kimlik geliştirecek olanlarla 'tek millet' nasıl sağlanacaktır? İkinci bir dilin resmiyet kazanacağı bu sürecin sonunda 'tek devlet' yapısı nasıl korunacaktır? İki ve daha çok kimliğin birlikte değil, yan yana yaşamaya başlayacağı bir yapıda 'tek bayrak' nasıl dalgalanacaktır? Çokluklar ülkesi haline gelerek çok kimlikli bir toplum yapısını 'tek vatan' üzerinde bir arada tutmak nasıl mümkün olacaktır?" şeklinde konuştu.
Demokratik açılım konusunda baştan beri tutundukları tavrı sürdüreceklerini vurgulayan MHP lideri, "Bugüne kadar yaşanan gelişmeler, siyasi hareketimizi tabela partisi olmakla küçümseyen, yavru muhalefet diyerek tahkire yeltenenlerin hizaya geldikleri, Milliyetçi Hareketin yerini ve gücünü gördükleri gerçek bir siyasi ders anlamı taşımıştır. Bizimle yıkım projesini görüşmek konusunda ısrarcı olanlara, dün ne düşünüyor ve nasıl yaklaşıyorsak, bugün de aynı duruşumuzu ve ilkemizi sürdürüyor ve bunun sonuna kadar devam ettireceğimizi buradan açıklıyorum. Hiçbir anlayış, gelişme veya beyhude davet çağrıları bu duruşumuzu bozmaya yetmeyecek ve partimizi çözüm adı altında Türkiye'nin önüne konulan dayatmalara rıza göstermemizi sağlamayacaktır. Çünkü biz biliyoruz ki, Milliyetçi Hareket Partisi, kafaların ve gönüllerin karıştırılmak istendiği puslu ortamda milletin yegâne dayanağı ve güvencesi, ayakta duran moral değerlerin ve inancın son kalesidir." ifadelerini kullandı.
Son derece önemli gördükleri değerlendirmelerin bir bölümünü kitapçıklar haline getirdiklerini anlatan Devlet Bahçeli, "Hükümetin tetiklediği süreç, küresel güç tarafından bölgemizin yeniden tanzimine yönelik küresel projedir. Başbakanın eşbaşkanlığını yaptığı ve özellikle İslam dünyasının yıkımı ile sonuçlanacak olan Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir ayağıdır. Önemsizmiş gibi gösterilerek atılmak istenen adımlar hızla çok büyük siyasal, sosyal sorunlar doğuracaktır ve Türk milletinin bekası tehlikededir. Önüne gelenin yaptığı "ülkesiyle ve milletiyle bölünmez" vurgularına ve hatta sözde taahhütlerine rağmen süreç Türk milletini bölünmeye sürükleyecektir. Etnik ve kültürel farklılıkların anayasal zemin bulması halinde iki milletli, iki devletli bir yeni yapı mukadder hale gelecektir. Böylesi bir ayrışma ikiye bölünme ile bile sınırlı kalmayacak, Türklük kendi vatanında etnik unsur seviyesine indirgenecektir. Türkçe dışındaki dilleri kamusal alana taşıyacak gelişmeler hem devlet yapısını, hem millet bütünlüğünü ortadan kaldıracaktır. Süreç, İmralı Canisi'ni yeniden terörist başı haline getirerek diriltmiş, hükümetle muhatap hale getirmiştir. Sözde açılımın toplumsal boyutu PKK'nın bile yapamadığı ayrışmaya neden olacaktır. Bin yılda yoğrulmuş milli kimlik geri dönüş gösterecek, yaşanacak sosyolojik kırılmanın telafisi asla mümkün olamayacaktır. Devlet, millet ve vatan için bu derece önemli olduğuna inandığımız bu sürecin devamı milli devlet ve üniter yapı için tam bir yıkımla sonuçlanacaktır. Atılması düşünülen yıkıcı adımlar Anayasal suç niteliği taşımaktadır. Hangi devlet kurum ve kurullarının arkasına saklanılırsa saklanılsın hükümet iradesinin devleti dönüştürme ve değiştirmeye yetkisi bulunmamaktadır. Ve bu gelişmelerin hiçbir noktasında milliyetçi hareket yer almayacak, destek olmayacak ve hepsinden önemlisi asla sessiz kalmayacaktır." şeklinde konuştu.